Her ağlayan kendine ağlarmış aslında ölümlerde de, düğünlerde de. Düğünlerde belki pek önemli değildir neye ağlandığı mutluluktur sebebi ama. Ölümlerde üzüntüdür gözyaşlarını sele dönüştüren.
Cenazelerde beni yalnız bırakıp nasıl gidersin diye ağlanır. Kendine ağlıyor aslında insan kendi yalnızlığına eşinin dostunun arkadaşının ölümüne değil yalnız kaldığına onsuz yaşayacağına ağlıyor. Yaşanmamış dakikalara, gerçekleştirilemeyen hayallere, harcanan zamana ağlıyor insan. Tamamen insani bir iç güdüyle. Sonra düşünebilirse eğer o üzüntüden sıyrılıp da biraz bencilliğini görüyor. Ben ne için ağlıyorum insanlar ne için diyor.
Ben Hakanın vefatıyla ağladım günlerce aklıma geldikçe ağladım. Neden ağladım? Yaşayamadıklarımıza birbirimize verdiğimiz ama gerçekleştirmeye zaman bulamadığımız sözlerimize, yaşansın isteyip de yaşayamadıklarımıza. Sonra durdum bir gün dedim ne kadar bencil davranıyorsun kendini düşünüyorsun. Annesini babasını düşünsene her akşam oturup beraber yemek yedikleri iyi geceler günaydın dedikleri hayatlarını adadıkları evlatlarını yitirdiler. Onların üzüntüsünün yanında seninki bir hiç ve anlamsız dedim. Sonra başladım onların üzüntüsüne, çaresizliğine ağlamaya. Yakın arkadaşlarını, dostlarını, sevgilisini düşündüm zamanının çoğunu onunla geçiren, onunla çok değerli zamanlar paylaşmış, mutlu olmuş üzülmüş derdini paylaşmış insanları düşündüm. Onlara ağlamaya başladım, elimden bir şeyler gelmeli dedim, onlar için bir şeyler yapmalıyım dedim. Sadece allahım onlara sabır ver diye dua etmekten başka hiçbir şey yapamadım. Birde Hakanı unutturmamayı düşündüm, elimden geldiğince her yerde yaşatacağım onu kendi çapımda. Eminim ki zaten arkadaşları onu unutmayacak ve unutturmayacaklardır.
Peki insan neden yalnız kaldığına ölene değil de, ölenin geride bıraktığı acılara ağlar. Çünkü bilinmezdir ölüm. Ölü ile ilgili çeşitli söylemler vardır. Bizi görüyor, duyuyor, izliyor denir. Acaba bunlar gerçek mi yoksa sadece insanların kendini avutmak için uydurduğu teselli cümlelerimi. İnsan kişinin öldüğüne ağlamaz çünkü bilinmezdir orası, bir sürü soru vardır kişinin aklında ne yapıyor şimdi, nerede şimdi, yaşayan birinin hislerinden hissediyor mu diye düşünür durur. Bilinse öbür tarafta neler oluyor, iyi şeylerse mutlu olunur, kötü şeylerse üzülünür.
Bilinmezliğin verdiği garip bir duygudur ölünün ardından hissedilenler. Hiç kimse onun ailesi kadar üzülemez. Ama sonuç olarak herkes geride kalanlar içine veya kendisi için ağlar.
İnsan oğlunun önce kendisini düşünerek yaptığı bencilliklerin en acımasızı işte budur.
Keşke giderken gittikten sonraki acımızı dindirebilecek bir şeyler yapabilseydi. Eminim ki hiç kimseyi bu kadar üzmek istemezdi melek gibiydi çünkü. Keşke acıları dindirebilecek, yaşananları yaşanmamış kılabilecek bir şeyler yapabilsek.
Cenazelerde beni yalnız bırakıp nasıl gidersin diye ağlanır. Kendine ağlıyor aslında insan kendi yalnızlığına eşinin dostunun arkadaşının ölümüne değil yalnız kaldığına onsuz yaşayacağına ağlıyor. Yaşanmamış dakikalara, gerçekleştirilemeyen hayallere, harcanan zamana ağlıyor insan. Tamamen insani bir iç güdüyle. Sonra düşünebilirse eğer o üzüntüden sıyrılıp da biraz bencilliğini görüyor. Ben ne için ağlıyorum insanlar ne için diyor.
Ben Hakanın vefatıyla ağladım günlerce aklıma geldikçe ağladım. Neden ağladım? Yaşayamadıklarımıza birbirimize verdiğimiz ama gerçekleştirmeye zaman bulamadığımız sözlerimize, yaşansın isteyip de yaşayamadıklarımıza. Sonra durdum bir gün dedim ne kadar bencil davranıyorsun kendini düşünüyorsun. Annesini babasını düşünsene her akşam oturup beraber yemek yedikleri iyi geceler günaydın dedikleri hayatlarını adadıkları evlatlarını yitirdiler. Onların üzüntüsünün yanında seninki bir hiç ve anlamsız dedim. Sonra başladım onların üzüntüsüne, çaresizliğine ağlamaya. Yakın arkadaşlarını, dostlarını, sevgilisini düşündüm zamanının çoğunu onunla geçiren, onunla çok değerli zamanlar paylaşmış, mutlu olmuş üzülmüş derdini paylaşmış insanları düşündüm. Onlara ağlamaya başladım, elimden bir şeyler gelmeli dedim, onlar için bir şeyler yapmalıyım dedim. Sadece allahım onlara sabır ver diye dua etmekten başka hiçbir şey yapamadım. Birde Hakanı unutturmamayı düşündüm, elimden geldiğince her yerde yaşatacağım onu kendi çapımda. Eminim ki zaten arkadaşları onu unutmayacak ve unutturmayacaklardır.
Peki insan neden yalnız kaldığına ölene değil de, ölenin geride bıraktığı acılara ağlar. Çünkü bilinmezdir ölüm. Ölü ile ilgili çeşitli söylemler vardır. Bizi görüyor, duyuyor, izliyor denir. Acaba bunlar gerçek mi yoksa sadece insanların kendini avutmak için uydurduğu teselli cümlelerimi. İnsan kişinin öldüğüne ağlamaz çünkü bilinmezdir orası, bir sürü soru vardır kişinin aklında ne yapıyor şimdi, nerede şimdi, yaşayan birinin hislerinden hissediyor mu diye düşünür durur. Bilinse öbür tarafta neler oluyor, iyi şeylerse mutlu olunur, kötü şeylerse üzülünür.
Bilinmezliğin verdiği garip bir duygudur ölünün ardından hissedilenler. Hiç kimse onun ailesi kadar üzülemez. Ama sonuç olarak herkes geride kalanlar içine veya kendisi için ağlar.
İnsan oğlunun önce kendisini düşünerek yaptığı bencilliklerin en acımasızı işte budur.
Keşke giderken gittikten sonraki acımızı dindirebilecek bir şeyler yapabilseydi. Eminim ki hiç kimseyi bu kadar üzmek istemezdi melek gibiydi çünkü. Keşke acıları dindirebilecek, yaşananları yaşanmamış kılabilecek bir şeyler yapabilsek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder