3 Mart 2008 Pazartesi

FARKLI MIYIZ? AYNI MIYIZ?

Farklı yerlerde birbirimizden habersiz belki de aynı hayatları yaşıyoruz.

Aynı kültürün insanı olmak yetiyor ortak zevklere sahip olmak için.

Zengin olsun fakir olsun aynı topraklarda yaşıyoruz, aynı havayı soluyup benzer şeyler duyuyoruz. Peki neden bu kadar fark?

Kimi her gün son derece şık giyinip sokaklara atarken kendini, kimide bırakın şık giyinmeyi sokağa bile atamıyor kendini.

Aynı havayı solurken neden o hava birinin ciğerlerini yakarken diğeri için yaşam, mutluluk kaynağı olabiliyor?

Farklı hayatlar yaşıyoruz sürekli birbirini etkileyen. Görmek yetiyor bazen keşke demek için. Dışı seni içi beni yakar durumlar hep mümkün etrafta. Kimse memnun değil hayatından. Halbuki herkesin hayatı bir başkası için keşke dediği ulaşmak istediği bir hayat. Her hayatın beteri var aslında farkında olmasak ta.

Biri akşamı nasıl edeceğini düşünürken, bir diğeri sabahlar olmasın günler bitmesin derdinde yaşamakta. Aslında birbirini etkileyen ne kadar farklı hayatlar, ne kadar farklı dertler. Herkesin derdi kendine en büyük. Bilmiyoruz etrafımıza bakmayı bilmiyoruz şükretmeyi, buda olabilirdi demeyi ve elimizdekiyle mutlu olabilmeyi. Asla elindekiyle yetin demiyorum ben, hep fazlasını istemeli insan ama mutlu olabilmeli elindekiyle de. Sevebilmeli hayatını, yaşayışını, kendini.

Farklı hayatlar yaşıyoruz aslında bilmeden aynı hayatları. Ne kadar fark olursa olsun aramızda aslında aynı şeylerden keyif alabiliyoruz.

O kadar basit ki mutlu olabilmek gözden kaçırıyoruz sürekli. Bir vapurda martıları simitle beslemek kimi mutsuz edebilir ki; kim buna keyifsiz diyip, kim bunu sevmeyebilir? Beklide stresli şehir yaşantısında en özgür olunan birkaç dakikadır bu. İnsan elindeki simidin hiç bitmemesini ister bir anda. Mutluluk ve huzur vericidir. Ne martıyı doyurmaktır amaç ne zamanı harcamak ne de alınan fazla simidi paylaşmak. Amaç sadece ve sadece birkaç dakikalığına olsa da o özgürlüğü tatmaktır aslında.
Bir martıya simit atarken insan insan değildir artık, simidin elden çıkıp martının ağzına girerkenki halidir insan yada havada uçan simide doğru uçan ağzı sulanmış martıdır insan. Özgürdür hayatında hiç olmadığı kadar. Güneş içini ısıtır, rüzgarda uçuşan saçları dertleri savurur, denizin kokusu içini coşkuyla doldurur, martının kanatları özgürlüğü verir. İnsan insan olmaktan çıkar o zaman.

Nerde hani farklılık bunların hepsini herkes hissetmez mi? Zengini, fakiri, yaşlısı, genci? Aynıyız aslında bir tutam et birkaç kemiğiz, ruhlarımız farklı sadece ama aynıyız hepimiz. Sevmeyi de, sevilmeyi de biliyoruz. Özlem, mutluluk, üzüntü, dert, keder hepsi ortak. Ufak şeyler bizleri mutlu ediyor, ufak şeyler kahrediyor. Zamanı ıskalıyoruz, kaçırıyoruz hayatı, güzellikleri göremiyoruz tadamıyoruz. Öncelikleri hep başkalarına veriyoruz. En önce biziz aslında kendimiziz. Yok ki biz için bizden daha değerli. Zengin olsak, etrafımız insan dolsa, herkes bizi sevse, herkes bize el pençe divan dursa ne yazar biz kendimizi sevemedikten biz kendimizi mutlu edemedikten sonra.

Biz mutlu olmalıyız önce mutlu edebilmek için. Biz mutlu olmalıyız farkları kaldırabilmek için. Biz mutlu olmalıyız önce başkalarını mutlu edebilmek için….

Hiç yorum yok: